Emin'im, ablasının bitanesi, aslanım
Daha üç yaşına girmeden
Üç küçük lafınla, hiç bilmeden
Üç defa parçaladın kalbimizi
Not düşeyim, sana onu diyeyim
İlki, ablanın cennete uçtuğu gün
O akşam, annenin elinden tutup
Evdeki odaların hepsini dolaştırıp
"Abla yok, abla yok" dedin
Bizde zaten konuşmaya hal yoktu
İkincisi, neden sonra, altı ay kadar sonra
"Ama abla gelmiyor ki" dedin
Neye uğradığımızı şaşırdık, ancak
"Oğlum, Dila ablan cennette" dedik
Üçüncüsü, bundan bir altı ay kadar sonra
"Ablayı cennetten alalım" dedin
Ne diyelim? "Ablayı alamayız oğlum
Ama inşallah biz yanına gidelim" dedik
Oğlum, aslanım
O küçücük halinle
Tam anlayıp ifade edemesen de
Sen de çok özledin Dila'mızı
Sen de çok şey kaybettin
Sen de yarım kaldın
Seni çok seven, koruyan, kollayan
Melek gibi--içi dışı güzel--ablanı kaybettin
Kıyamayız biz sana
Ama inan ki
Rabbim de kıyamaz sana
O kalp parçalayan üç küçük lafının hatırına
Buluşturacak ablanla seni--ve bizi
İnşallah, ihsan ve Kerem'iyle
O zaman diyeceğiz
Bak ablan burada
Cennette güzel bir köşk hazırlamış sana
-Sermest
No comments:
Post a Comment